Volkan Konak’tı bu;
Sesi, birçok insanı içindeki derin duygularla yüzleştiren bir güçtü. Volkan Konak’ın şarkıları, dinleyicilerin kendi hayat hikâyelerinin yansımalarını bulduğu melodilerle doluydu. Her bir nota, herkesin hafızasında unutulmaz anıları canlandırırken, geçmişin izlerini de beraberinde getiriyordu. Şarkı söylediği her anda, dinleyicilerin çocukluk anılarına bir yolculuk yapmaları kaçınılmazdı; dut ağaçlarının ferahlattığı gölgeler, eski evlerin hatıraları ve yağmur sonrası çamurlu yollar anımsanıyordu.
Cerrahpaşa türküsünü her seslendirdiğinde, gözlerimizin yaşarması muhtemel olurdu. Volkan Konak, babasını kaybettiği hastanenin önünde yaşadığı derin acıyı sesiyle bizlere aktarır, kaybettiğimiz sevdiklerimizin ruhuyla bir araya gelmemizi sağlardı. Onun şarkısında herkesin bir parça özlem duygusu vardı.
Hayatın ironisi, Volkan Konak’ın o anlamlı türküyü söylerken ruhunun babasıyla yeniden kavuşmasında gizliydi. Belki de yıllardır o koridorda onu bekleyen bir baba figürü vardı. Sahneye adım adım yürüyerek ilerlerken gözyaşlarıyla dolu kalabalıkla son bir vedalaşma gerçekleştirdi.
Volkan Konak sahneye çıktığında mekânlar küçülür, insanlar birleşirdi. Herkes, onunla birlikte tek bir yürek olarak aynı ezgiyi haykırırdı. Bu türkülerin özündeki derin anlam, hepimizin söyleyemediği duyguların ses bulmuş haliydi:
“Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da,
Hatta sevda yüzünden ölmek de ayıp değil;
Bütün iş Tahir ile Zühre olabilmekte,
Yani yürekte, yürekte…”
Bir defasında Volkan Konak, kendisini tanımlarken demişti ki:
“İlmik ilmik, damar damar; Vakfıkebir ekmeği gibi, Tonya tereyağı gibi, Hamsiköy’ün sütlacı gibi, Akçaabat’ın köftesi gibi, Sürmene’nin bıçağı gibi yerliyim.”
İşte bu yüzden ona olan sevgimiz derinleşiyordu. Çünkü Volkan Konak, bizim duygularımızı içtenlikle ifade edebilendi.
Değerli anılarla dolu bir yaşam süren sanatçının şimdi aramızda olmaması üzüntü verici. Ancak, Volkan Konak gibi sanatçıların kalplerimizde asla silinmeyecek bir yeri vardır.
Şarkıları, unutulmaz çocukluk anılarının tıpkı birer parçası gibi; zamanla daha anlamlı hale gelir ve güzelleşir. Belki şimdi, uzak bir köyde, bir evin verandasında babasıyla ve eski dostlarıyla bir arada şarkı söylemektedir Volkan Konak.
Karadeniz’in üzerindeki sis bir gün dağılacak, deniz hak ettiği durulmuş haline kavuşacak. Ama onun sesi, kalplerimizde ve kıyılarımızda her daim yankılanacaktır, dalga dalga…
Onu unutmamız mümkün mü?
Nurlar içinde uyu Volkan Konak.
Seni asla unutmayacağız…
Bu makalede öne sürülen fikir ve yaklaşımlar tamamıyla yazarlarının özgün düşünceleridir ve Onedio’nun editöryal politikasını yansıtmayabilir. ©Onedio