Papa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a özel teşekkürlerini iletirken, sağlanan “şahsi helikopterine, çok sayıda ulaşım aracına, organizasyona, vs.” dikkat çekti.
Papa’nın yurtdışı seyahatlerinin “devlet ziyareti” niteliği taşıması nedeniyle, organizasyon ve bazı masrafların iki ülke tarafından desteklenmesi standart bir uygulama olarak öne çıkıyor.
Mayıs ayında göreve seçildikten sonraki ilk yurt dışı seyahatinde Türkiye ve Lübnan’ı seçen Papa, kendisini “bir nevi barış elçisi” olarak tanımladı. Türkiye’nin, bu barış temasında önemli bir örnek teşkil ettiğini belirtirken, “Türkiye’nin büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülke olmasına rağmen, Hristiyan ve farklı dinlerden insanların barış içinde bir arada yaşayabilmesi olgusu, tüm dünya için aranan bir model” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmelerinde Filistin-İsrail ve Rusya-Ukrayna meselelerini ele aldıklarını açıklayan Papa Leo, Filistin konusunda “iki devletli çözüm” önerisini desteklediklerini yineledi.
İsrail’in bu çözümü hala kabul etmemesine rağmen, bunun çatışmayı bitirebilecek tek adil çözüm olduğunu savunan Papa, hem İsrail’in hem de Filistin’in dostu olarak, arabuluculuk rolü üstlenmeye çalıştıklarını ifade etti. Türkiye’nin bu süreçte önemli bir rol oynayabileceğini de ekledi.
Ukrayna krizi hakkında ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya, Ukrayna ve ABD başkanlarıyla olan ilişkilerinin diyaloğa ve ateşkese yardımcı olmasını umduğunu dile getiren Papa’nın bu barış odaklı mesajları, uluslararası basında geniş yer buldu.



