YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı tarafından Cumhuriyet'in ilanının 103'üncü yıl dönümü dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı'nda kutlama töreni düzenlendi. Atatürk Anıtı'na çelenk bırakmasıyla başlayan tören, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla devam etti.
Törende konuşan YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, tören alanına elektrik verilmediğini belirterek İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne tepki gösterdi. Güç, "Zor günlerden geçiyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden bir haber aldık. Elektrik bağlamadılar. Biz jeneratörümüzü tuttuk, şu anda konuşmamızı yapıyoruz" dedi.
Güç, tutuklu Üsküdür Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın ev hapsine çıkarıldığı yönünde haber aldıklarını da belirterek şunları söyledi:
"Bu mutluluk ama bu gerçekten ülke adına acı verici bir şey. Suçsuz, günahsız birçok siyasi arkadaşımız içeride yatıyor. Korkanlar AKP'ye geçiyor, görüyorsunuz. Şurada söyleyeceğimiz laflardan korkanlar elektrik vermiyorlar. Bu insanların korkuları, bu iktidarın korkuları hiçbir fayda görmeyecek. Bu memleketi biz kurtaracağız. YENİ Parti kurtaracak.
Hepiniz hatırlarsınız, Cemil Tugay'ın ilk geçtiği gün YENİ Parti'nin önünde toplanmıştık hep beraber. O gün, valinin yanına gittik. Dedik ki: 'Sayın Valim, biz buradan Gündoğdu'ya yürüyeceğiz, oradan Lozan'ın oraya çıkacağız ve eylemimizi orada açıklamamızı sonuçlandıracağız' dedik. Vali Bey'in tavrı şu şekildeydi. O gün söylemedik. 'Gündoğdu'nun etrafında gezinin' dediler. 'Eylem alanı orası' dediler. Bu devlet, bu devlet bu anlayışı asla hak etmiyor. Ben, ben devlet memuru çocuğuyum. Devlet adamıydı benim annem babam. Böyle davranışları asla yapmazlardı. Bu devlet bu anlayışı asla hak etmiyor. Bu devlet adamlarını asla hak etmiyor.
O gün sanki işgal altındaydık burada. Beş binden fazla, on bine yakın polis vardı etrafta. Yirmiden fazla TOMA vardı burada. Her sokağa TOMA koymuşlardı, her sokağa. Ne için? Buradaki temiz yüzlü, vatanperver insanlar için. Ama gelgelelim ülkeyi yangın yerine çeviren, hırsızlık yapan, fondan milletin parasını çalanlar şu anda dışarıda geziyorlar."
İzmir'in, hem Milli Mücadele'de hem de ekonomik bağımsızlık yolunda önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Güç, şöyle devam etti:
"Cumhuriyetimizin 103. yılında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi huzurundayız. Ulu Önderimiz 1935'te, Millî Mücadele'nin ardından kurulan yeni Türkiye'yi şöyle anlatıyordu: 'Uçurum kenarında yıkık bir ülke… Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar… Yıllarca süren savaş… Ondan sonra, içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni toplum, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız inkılaplar… İşte Türk Genel Devrimi'nin bir kısa ifadesi…' Biz milletçe uçurumun kenarından başladık. Ve sonra hep birlikte ayağa kalktık. İzmir ise bu kutlu mücadelemizin simgesidir. Zaferin denize ulaştığı şehirdir. 15 Mayıs 1919'da başlayan işgal günlerinde, ilk kurşunu atan Hasan Tahsin'in adıyla özdeşleşen direniş, günden güne büyüyen milli mücadelemizin kıvılcımı oldu.
9 Eylül 1922'de İzmir kurtuldu; yeni bir dönem başladı. Ancak zafer, milli mücadelemizin sonu değildi, asıl mesele bağımsızlığımızı kalıcı kılmaktı. Nitekim şehrimizin yaraları daha sarılmamışken, 17 Şubat 1923'te İzmir İktisat Kongresi toplandı. Çiftçisi, esnafı, işçisi masaya oturdu. Savaşın ardından ülkenin nasıl kalkınacağı, üretimin nasıl artırılacağı, ekonomik bağımsızlığın nasıl sağlanacağı konuşuldu. İzmir'in tarihimizdeki yeri tam da burada netleşiyor; işgalden kurtuluşa, kurtuluştan kuruluşa uzanan milli mücadele dönemimizin simgesidir İzmirdir. Çünkü bir ülkeyi kurtarmak başka, o ülkede insanların yüzünü güldürecek güvenle huzurla adil bir hayat kurmak başkadır. Bağımsızlık, yurttaşın sofrasında, emeğinde ve geleceğe dair umudunda karşılık bulmalıdır. Cumhuriyet'in anlamı da burada başlar.
Çiftçi emeğinin karşılığını alabiliyorsa, işçi alın teriyle insanca yaşayabiliyorsa, gençler önlerini görebiliyorsa, emekliler yıllarca verdikleri emeğin ardından huzurla yaşayabiliyorsa Cumhuriyet'in vaadi hayata geçiyor demektir. Şunu bugün söylemekte önem görüyorum; Atatürk'ün sözleriyle, Cumhuriyet 'bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.' Bugün ise insanlarımız çalışıyor ama geçinemiyor; emek veriyor ama karşılığını alamıyor."
Basmane Çukuru arazisi üzerinden yürütülen tartışmalara değinen Çağatay Güç, İzmir'in kamusal değerlerinin korunması gerektiğini savundu. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay'ı eleştiren Güç, törene elektrik verilmemesinin Tugay'ın talimatıyla gerçekleştiğini iddia ederek, şöyle konuştu:
"İstanbul’a ihanet ettiklerini kendi ağızlarıyla itiraf edenler, bugün gözlerini İzmir’e dikmişler! İstanbul’da uyguladıkları rant siyasetini, bugün ilk iş olarak 'Basmane Çukuru' arazisi üzerinden İzmir’e taşımak istiyorlar. Buradan açıkça söylüyorum: İzmir’in toprağı, arsası ve kamusal değerleri kimsenin siyasi hesaplarının ve rant pazarlıklarının malzemesi değildir!
İzmir’in geleceğini kapalı kapılar ardında yapılan pazarlıklara teslim etmeyeceğiz. İzmir’in geleceği üzerinden kimlerin, hangi yetkiyle, kimin yararına karar verdiğinin hesabını soracağız! Bugün, Cumhuriyetimizin 103. yılında, çelenk sunma törenimizde Cemil Tugay’ın talimatıyla elektrik verilmemesi, AKP iktidarının ülkemizin umudu olan YENİ Parti’den ne kadar korktuğunun bir sonucudur. Cumhuriyet’in meydanlarında kimsenin sesini kısmaya, kimsenin iradesini yok saymaya hakkınız yoktur!
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, aldığı oylara karşı sorumluluk taşıyan bir makamdır. Ancak Cemil Tugay ise bu şehrin en yalnız, en mutsuz ve en umutsuz kişisidir. İzmir halkından kaçan, korkarak siyaset yapan ve AKP iktidarının tehditlerine boyun eğen Cemil Tugay, Basmane arazisi üzerinden alınan kararların hesabını İzmir halkına vermek zorundadır. Unutmayın, İzmir; Cumhuriyet’in, halk iradesinin ve kamu yararının şehridir!"
Çağatay Güç, Cumhuriyet'in gelecek kuşaklara daha güçlü bir şekilde aktarılması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Sorunlarımız büyük. Engeller yüksek. Ama biz bu yolu çok daha zor koşullarda yürüdük. Varoluş mücadelesi verdik. Bugün ülkemiz bunca zorluğa rağmen ayaktaysa, milletimizin birlikteliği, ülkemize olan sevgimiz, devletimize ve daha iyi günlere olan inancımız sayesindedir. Biz, yokluklar içinde bağımsızlığını kazanmış, büyük fedakarlıklarla bir devlet kurmuş milletin evlatlarıyız. Bu geçmişle övünmek hakkımızdır.
Ancak o geçmişin sorumluluğunu taşımak da görevimizdir. Birbirimize sırtımızı dönmeden; gençlerimizin umudunu, büyüklerimizin huzurunu büyüterek yolumuza devam etmeliyiz. Asla umutsuzluğa kapılmayınız. Milletimiz, tarih boyunca en zor şartlarda bile bağımsızlığından ve kendi geleceğini kurma iradesinden vazgeçmedi.
Cumhuriyet, işte bu iradenin eseridir. İzmir, 1923'te savaşın küllerinin üstünde masaya oturdu ve ülkenin yolunu birlikte çizdi. Bugün de çıkış yolu aynı: ortak akıl, dayanışma ve birlikte üretme iradesi. Bugün de önümüzdeki güçlükleri aşacak güce sahibiz. Yeter ki birbirimize güvenelim, aklı ve bilimi rehber edinelim, adaletten ve dayanışmadan ayrılmayalım.
Yeter ki bu ülkenin geleceğini ortak davamız bilelim. Unutmayın; bu memleket hepimizin, bu bayrak hepimizin, bu Cumhuriyet hepimizin. Bizi birbirimize bağlayan, Cumhuriyet'imizi daha güçlü yarınlara taşıma irademizdir. Bizden önceki kuşaklardan bir emanet devraldık. Bu emaneti; bağımsızlığını koruyan, gücünü adaletten alan, ilelebet payidar kalacak bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak devretmek, tarihimize ve milletimize borcumuzdur.
İzmir'den, kurtuluşun ve kuruluşun şehrinden, Cumhuriyet'in ikinci yüzyılında mücadelemizi; Emeğin karşılığını bulduğu, adaletin herkese ulaştığı, gençlerin geleceklerini başka ülkelerde aramak zorunda kalmadığı, yurttaşların yarınından korkmadığı bir Türkiye inşa etmek için veriyoruz."

Son Dakika... İstanbul'da 4 belediye daha YENİ Parti'ye geçti
Ercüment İşleyen gözaltına alındı
Görevden alınan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral'dan yeni açıklama: 'Azerbaycan’la olan kritik münasebetimiz nedeniyle...'
Yorum Yap
Bu haber için henüz onaylanmış yorum yok.