"Sevgili kardeşim"... Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan genellikle birbirlerine böyle hitap ediyor. Azerbaycan ve Türkiye'de "tek millet, iki devlet" söylemi sadece duygusal yakınlığın değil, aynı zamanda stratejik ortaklığın da bir göstergesi olarak kullanılıyor.Ancak son yıllarda hem Türkiye hem de Azerbaycan medyasında farklı bir tablo görülüyor. İsrail-Filistin meselesi konusunda iki ülkenin üst düzey platformlarda yaptığı açıklamaların tonu belirgin şekilde farklı.Örneğin Erdoğan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu Adolf Hitler'e benzetti, onun için "Gazze kasabı", "kanla beslenen vampir" dedi.Erdoğan, Netanyahu için ayrıca "kan ve nefretle kör oldu" ifadelerini kullandı. Bakü'den yapılan açıklamalarda ise Netanyahu'ya yönelik bu tip ifadeler kullanılmıyor. Aksine, İsrail ile ilişkiler övülüyor, bu ilişkilerin derin köklere sahip olduğu vurgulanıyor. Dahası, Netanyahu da Azerbaycan yönetimi hakkında ABD Başkanı Donald Trump'a "Onlar iyi insanlar" diyor.Türkiye'de Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkilerine yönelik eleştiriler artarken, Azerbaycan'da bu eleştiriler rahatsızlıkla karşılanıyor.İlham Aliyev, Yeni Azerbaycan Partisi Kurultayı'ndaki konuşmasında, "Bizim işlerimize burnunuzu sokmayın" dedi. Her ne kadar Aliyev herhangi bir ülkenin adını anmasa da, bu sözlerin hedefinin Türkiye olduğu yönünde yorumlar yapıldı.Karşılıklı hoşnutsuzluğun bir yansıması da Azerbaycan'da hükümete yakın APA TV'nin yayımladığı 15 dakikalık bir programda görüldü.BM'de Netanyahu'nun konuşması ve Azerbaycan temsilcisinin tavrı
Her şey, 24 Eylül 2026'da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki (BM) konuşmasıyla başladı.Konuşma sırasında Genel Kurul salonunu terk etmeyenlerden biri, Azerbaycan'ın BM Daimi Temsilciliği'nde görevli diplomat ve Birinci Katip Maksad Hüseynov'du. Bu, büyük olasılıkla Hüseynov'un kişisel bir kararı değildi.Onun genel kurul salonunda kalma tercihi, Azerbaycan'ın dış politikasını yansıtıyordu.Konu dünya medyasında birçok yayın kuruluşunda haber oldu. Ancak Azerbaycan açısından en dikkat çekici tepkiler Türkiye'den geldi. Kimi yorumcular Azerbaycan'ı "Müslüman dünyasına ihanet etmekle" suçladı, kimi de İlham Aliyev'i "İsrail'in dostu" olarak nitelendirdi.İki millet, iki devletİkinci Karabağ Savaşı'ndan sonra Azerbaycan-Türkiye ilişkileri daha da yakınlaşmıştı. Türk ordusunun Azerbaycan'a verdiği destek özellikle Aliyev tarafından sık sık vurgulanmıştı.Aliyev, 2020 yılında A Haber'e verdiği röportajda şöyle demişti: "Sadece Türkiye üretimi İHA ve SİHA'larla değeri 1 milyar dolar olan Ermeni askeri teçhizatı imha edildi. Kalan 1 milyar dolarlık kısmı da bizim askeri imkanlarımızla yok edildi. Bu durum savaşın gidişatını önemli ölçüde değiştirdi."Aynı röportajda Aliyev şunları da söylemişti: "Çatışmaların ilk saatlerinde Türkiye'den bu net mesajlar gelmeseydi, belki başkaları müdahil olabilirdi. Türkiye'nin verdiği mesajlar herkese 'Dur' dedi. Azerbaycan yalnız değil. Türkiye sonuna kadar Azerbaycan'ın yanındadır."Ancak geçen hafta Aliyev, Azerbaycan'ın kimsenin himayesine ihtiyaç duymadığını ve ülkesinin tüm silahlarını "son mermiye kadar" kendi gücüyle satın aldığını söyledi.Bu açıklama, Azerbaycan ile Türkiye arasında yarım milyar dolarlık yeni bir silah anlaşmasının imzalanmasının ertesi günü geldi.Aliyev aynı konuşmasında şunları da ifade etti: "Dış politikamızı öyle kuruyoruz ve bundan sonra da öyle kurmalıyız ki kimse işlerimize müdahale etmesin. Ne kimsenin yardımına ne de himayesine ihtiyacımız var."Oysa daha önce iki ülkenin yetkilileri dış politikada "koordinasyon" ve "eşgüdüm"den sıkça söz ediyordu.Hatta 2021'de imzalanan Şuşa Beyannamesi'nde, taraflar dış politika alanında koordinasyonun ve düzenli ikili siyasi istişarelerin önemini vurgulamıştı.Her şeyin sakin göründüğü bir dönemde, 2024 yılında Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan şöyle demişti: "İki devlet artık birçok konuda tek devlet gibi çalışıyor; özellikle hassas kurumlarımız birbirine çok yakın mesafede. İnanılmaz derecede güçlü bir koordinasyon var."İlham Aliyev de Ocak 2025'te şöyle konuşmuştu: "Türkiye'nin çıkarına olan her şey bizim de çıkarımızadır. Güvenliğimiz de birdir, çıkarlarımız da birdir, geleceğimiz de birdir."Geçen yıl ağustos ayında ise Hakan Fidan, Azerbaycanlı mevkidaşı Ceyhun Bayramov ile iletişim yoğunluğunu şu sözlerle anlatmıştı: "Neredeyse her sabah mutlaka Ceyhun Bey ile telefonda görüşüyoruz."Netanyahu'nun BM'de konuştuğu sabah iki bakanın konuşup konuşmadığı bilinmiyor. Ancak Türkiye heyetinin salonu terk etmesi, Azerbaycan temsilcisinin ise salonda kalması, bu konuda iki ülkenin dış politikalarını farklı çizgilerde yürüttüğünü gösterdi.Bakü'nün mesajı neydi?
Azerbaycan'ın hükümete yakın APA TV kanalının hazırladığı programa dönersek...Yaklaşık 15 dakikalık program görünürde Türkiye ile İsrail arasındaki deniz taşımacılığını ele alsa da, siyasi mesajının Ankara'ya yönelik olduğu izlenimi veriyordu.Program, Türkiye'de Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkilerine yönelik eleştirilerle başlıyor, ardından izleyicinin dikkatini Türkiye limanlarından İsrail'e giden gemilere çekiyordu.APA TV; açık kaynaklar, AIS gemi takip sistemleri ve çeşitli denizcilik veri tabanlarına dayanarak Türkiye bağlantılı bazı yabancı bayraklı gemilerin İsrail limanlarında görüldüğünü göstermeye çalışıyordu.Programın temel sorusu şuydu: Eğer Türkiye'nin kendi limanları ya da Türkiye bağlantılı ticari yapılar aracılığıyla İsrail ile belirli ekonomik ilişkileri sürüyorsa, Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkileri nedeniyle eleştirilmesi ne kadar haklı?
Programın verdiği mesaj şu şekilde özetlenebilir: "Azerbaycan'ı İsrail ile ilişkileri nedeniyle suçlamayın. Önce kendi ilişkilerinize bakın."Bu mesaj, Azerbaycan'daki ünlü bir atasözünü hatırlatıyordu: "Tahta kapımı vurma ki demir kapını vurmayayım." (Açığımı arama, aksi halde ben de seninkini ortaya koyarım) İlginç olan bir diğer nokta ise programın akıbetiydi. BBC Azerbaycanca Servisi, yayından birkaç saat sonra söz konusu içeriğin APA TV platformlarından kaldırıldığını tespit etti.APA bu konuda herhangi bir açıklama yapmadı.Dolayısıyla, Türkiye'ye mesaj olarak görülen bu yayın sonradan silinmek üzere mi hazırlanmıştı, yoksa yanlışlıkla erken mi yayımlandı, bilinmiyor.Türkiye'deki rahatsızlığın kaynağı ne?
Türkiye'de Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkileri uzun süredir tartışılıyor.Azerbaycan yıllardır enerji alanında İsrail'in önemli ortaklarından biri. Ayrıca iki ülke savunma ve güvenlik alanlarında iş birliği yapıyor. İsrail, uzun zamandır Azerbaycan'ın başlıca silah tedarikçilerinden biri olarak görülüyor.Gazze savaşından sonra ise Türkiye'de toplumda Filistin'le dayanışma duygusu daha da güçlendi. Bu ortamda Azerbaycan'ın İsrail ile yakın ilişkileri daha fazla dikkat çekmeye başladı.Azerbaycan ise bu eleştirileri kabul etmiyor.Bakü, Filistin devletini ve iki devletli çözüm modelini desteklediğini defalarca açıkladı. İlham Aliyev, Temmuz 2026'da Azerbaycan'ın başkenti Doğu Kudüs olacak bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasını desteklediğini söylemişti.İsrail ile ilişkiler konusunda ise Cumhurbaşkanı Yardımcısı Hikmet Hacıyev, Mayıs 2025'te düzenlenen Türkiye-Azerbaycan Medya Forumu'nda yaptığı konuşmada şu görüşü savunmuştu: "Azerbaycan, işgal yıllarında İsrail'den diplomatik destek gördü; Yahudi lobisi de ABD'de Ermeni lobisine karşı Bakü'ye yardımcı oldu."
Bu gerçekten bir soğuma mı?Şimdilik buna kesin bir yanıt vermek zor.Ancak görünen o ki her iki ülkenin medyasında da karşılıklı eleştiriler var.Bu eleştiriler, Azerbaycan'da öğrenci ve öğretmen kıyafetlerinin laiklik ilkesi temelinde düzenlenmesine ilişkin yeni kuralların açıklanmasının ardından daha da arttı.Bazı çevreler bu düzenlemeleri okullarda başörtüsü yasağı olarak yorumladı ve başörtülü kız öğrencilerin bazı okullara alınmadığı yönünde iddialar ortaya atıldı.Buna rağmen devletler arası ilişkilerde ciddi bir değişim işareti bulunmuyor. İki ülkenin üst düzey yetkilileri de henüz ilişkilerde bir soğuma olduğu yönündeki iddialara doğrudan yanıt vermedi.Öte yandan Ankara'dan ilişkilerin sağlam olduğu yönünde mesajlar geldi.AKP Sözcüsü Ömer Çelik, bazı ülkeler ve sosyal medya çevrelerinin Ankara ile Bakü arasında görüş ayrılığı yaratmaya çalıştığını söyledi: "Türkiye ile Azerbaycan'ın arasına girmeye çalışan bazı ülkeler var. Buna asla izin vermeyeceğiz."Askeri iş birliği sürüyor, enerji projeleri devam ediyor, bölgesel konularda koordinasyon korunuyor ve liderler düzeyindeki ilişkiler resmi olarak stratejik müttefiklik şeklinde tanımlanıyor.Bu nedenle mevcut durumu şimdiden diplomatik kriz olarak nitelendirmek için erken görünüyor.Savaş sonrası yeni dönemBu tartışmaların ortaya çıkması tesadüf gibi görünmüyor.2020'den sonra Azerbaycan, bölgede kendisini daha güçlü ve daha bağımsız bir aktör olarak konumlandırmaya başladı. Karabağ üzerinde kontrolü yeniden sağlamasının ardından Bakü, dış politikada daha serbest hareket ediyor.Türkiye ise aynı anda Orta Doğu'da, Kafkasya'da ve diğer bölgelerde farklı öncelikler arasında denge kurmaya çalışıyor.Bu koşullar altında iki ülkenin her konuda tamamen aynı pozisyonu almasını beklemek zor.İsrail meselesi de bu farklılıkların en görünür olduğu başlıklardan biri haline geldi.Bugün esas risk, devletler arası ilişkilerden çok toplumsal algıda görülüyor.Uzun yıllar boyunca Azerbaycan toplumunda Türkiye'ye yönelik yaklaşım özel ve duygusal bir anlam taşıdı. Benzer şekilde Türkiye'de de Azerbaycan hakkında olumlu bir kamuoyu algısı oluştu.İsrail etrafında gelişen tartışma ilk kez yaşanmıyor. Ancak tartışmanın bu kez daha geniş çaplı bir rahatsızlık ve hoşnutsuzluk yarattığını gözlemlemek mümkün.

Üsküp Çayır'da Türkçe 13 yıldır resmi dil, nüfus oranı yetersizken kabul edildi
Panama'da 27 kişiyi yaralayan depremin ardından Tocumen'de uçuşlar durduruluyor
ABD Başkanı Trump, Ukrayna'nın Rusya ile uzlaşacak yeni lider seçmesini istedi
Yorum Yap
Bu haber için henüz onaylanmış yorum yok.