Dilimizde utanmanın kaybolduğunu vurgulamak için kullandığımız “Tuz koktu” deyimini tedavülden kaldırmanın zamanı geldi. Zira yaşadığımız, tanık olduğumuz utanmazlıkları anlatmak için uzun yıllar kullandığımız “Tuz koktu” deyimi bile yetersiz kaldı. Devlette uzun yıllar üst düzey görevlerde bulunmuş bürokratlar, saygın üniversitelerde kürsü sahibi akademisyenler borsada spekülatif işlemleri arşı âlâya çıkmış şirketlerde, fon ve yatırım bankalarında ballı maaş uğruna isimlerini kullandırmaya utanmadığı bir dönemi anlatmak için yeni bir deyim bulmalı. 12 Eylül’den sonra holdinglerimizin yönetim kurullarını emekli paşalar ve emekli MİT bürokratlarıyla doldurdular. Mesela, hayali ihracattan kaçakçılığa, banka hortumculuğuna kadar türlü yolsuzluklara adı karışan Kemal Horzum ’un Hortaş Şirketi’nde; üç emekli general, bir emekli MİT müsteşar yardımcısı yönetim kurulunda görev yapıyordu. Yine “kale gibi banka” reklamlarıyla akılda kalan Hisarbank’ın sahipleri Ömer Çavuşoğlu ile Ahmet Kozanoğlu da sonradan batıracakları bankanın yönetim kuruluna bir emekli general, bir ünlü profesör, bir de eski başbakan (Sadi Irmak) almışlardı. Dışarıdan yönetimine bakılınca hakikaten kale gibi bankaydı. Ama battı. Tansu Çiller ’in eşi Özer Çiller ’in genel müdürü olduğu İstanbul Bankası modaya uymazsa ayıp kaçardı. Onun da yönetiminde emekli bir oramiral vardı. Heyhat bu banka da battı. Eski Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar ’ı da büyük bir holdingimiz kapmıştı mesela. Hiç olmazsa onun görev yaptığı holding yaşıyor. Ama emekli Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Muhittin Fisunoğlu ’nun yönetim kurulunda görev yaptığı Hayyam Garipoğlu ’nun Sümerbank’ı sizlere ömür. Dönemin en büyük hayali ihracatçısı Ertan Sert, paşalara prim vermeyip eski MİT müstaşar yardımcısını şirketine yönetici yapmıştı. 12 Eylül paşalarının hükmü genel seçimler yapıldıktan sonra kalmamıştı. Bu kez holdingler ve şaibeli şirketler, paşalardan boşalan yerleri üniversite hocaları ve emekli bürokratlarla doldurdular. Türkiye’nin önemli bir bankasında yönetim kurulu üyeliği yapan Kemal Satır aslında doktordu. Hadi Dr. Satır, bankanın sağlıklı büyümesi için yönetim kurulunun sağlığından sorumlu olarak görev yapmıştır belki de. BOL MAAŞ İÇİN DEĞER Mİ? Banker Kastelli mesela; eski DPT’de üst düzey görevlerde bulunan Yılmaz Karakoyunlu ’yu yönetimine almıştı. Kastelli’nin en yakın olduğu hocalardan biri Erdoğan Alkin ’di. Öyle ki Prof. Alkin öğrencilerine seminer vermesi için Kastellli’yi üniversiteye davet etmişti. Erdoğan Alkin, aynı zamanda müteveffa Transtürk Holding’in de yönetim kurulundaydı. Verdiği bilgiler pek bir işe yaramamış belli ki. Fon vurguncusu Tera Holdin’de oğulları Kerem ve Emre Alkin ’in durumları da babalarından farklı değil. Tera Fon’un batacağını önceden gören iki isimden boşalan yere bol sıfırlı maaş uğruna atlayıvermişler hemen. Şimdi tutuklular. YA BÜROKRATLAR? SPK Başkanlığı yapan Doğan Cansızlar kurumdan ayrıldıktan sonra borsaya açık CLK Holding’in yönetim kurulunda görev aldı. CLK Holding borsaya kote olduktan sonra batan nadir şirketlerden. Foncu Tera Holding’de İstanbul’un eski defterdarı Kadir Boy ’u görüyoruz. 2531 sayılı kanunun 2. maddesine göre, kamu görevinden ayrılanlar ayrıldıkları tarihten önceki 2 yıl içinde görev yaptıkları kurumlara karşı o kurum ve kuruluştaki görev ve ve faaliyet alanlarıyla ilgili konularda doğrudan veya dolaylı olarak görev ve iş alamazlar hükmü ortadan kalktı mı? Yasadaki yaptırımlar bir yana ballı maaş uğruna yaptıkları etik mi? Bir maaş için isimlerini kirletmeye, hapis yatmaya değer mi?
E
eBursa Haber Merkezi
Haber Merkezi
Dilimizde utanmanın kaybolduğunu vurgulamak için kullandığımız “Tuz koktu” deyimini tedavülden kaldırmanın zamanı geldi. Zira yaşadığımız, tanık olduğumuz utanmazlıkları anlatmak için uzun yıllar kullandığımız “Tuz koktu” deyimi bile yetersiz kaldı.
Devlette uzun yıllar üst düzey görevlerde bulunmuş bürokratlar, saygın üniversitelerde kürsü sahibi akademisyenler borsada spekülatif işlemleri arşı âlâya çıkmış şirketlerde, fon ve yatırım bankalarında ballı maaş uğruna isimlerini kullandırmaya utanmadığı bir dönemi anlatmak için yeni bir deyim bulmalı.
12 Eylül’den sonra holdinglerimizin yönetim kurullarını emekli paşalar ve emekli MİT bürokratlarıyla doldurdular. Mesela, hayali ihracattan kaçakçılığa, banka hortumculuğuna kadar türlü yolsuzluklara adı karışan Kemal Horzum ’un Hortaş Şirketi’nde; üç emekli general, bir emekli MİT müsteşar yardımcısı yönetim kurulunda görev yapıyordu.
Yine “kale gibi banka” reklamlarıyla akılda kalan Hisarbank’ın sahipleri Ömer Çavuşoğlu ile Ahmet Kozanoğlu da sonradan batıracakları bankanın yönetim kuruluna bir emekli general, bir ünlü profesör, bir de eski başbakan (Sadi Irmak) almışlardı.
Dışarıdan yönetimine bakılınca hakikaten kale gibi bankaydı. Ama battı. Tansu Çiller ’in eşi Özer Çiller ’in genel müdürü olduğu İstanbul Bankası modaya uymazsa ayıp kaçardı. Onun da yönetiminde emekli bir oramiral vardı.
Heyhat bu banka da battı. Eski Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar ’ı da büyük bir holdingimiz kapmıştı mesela. Hiç olmazsa onun görev yaptığı holding yaşıyor. Ama emekli Kara Kuvvetleri Komutanı Org.
Muhittin Fisunoğlu ’nun yönetim kurulunda görev yaptığı Hayyam Garipoğlu ’nun Sümerbank’ı sizlere ömür. Dönemin en büyük hayali ihracatçısı Ertan Sert, paşalara prim vermeyip eski MİT müstaşar yardımcısını şirketine yönetici yapmıştı.
12 Eylül paşalarının hükmü genel seçimler yapıldıktan sonra kalmamıştı. Bu kez holdingler ve şaibeli şirketler, paşalardan boşalan yerleri üniversite hocaları ve emekli bürokratlarla doldurdular.
Türkiye’nin önemli bir bankasında yönetim kurulu üyeliği yapan Kemal Satır aslında doktordu. Hadi Dr. Satır, bankanın sağlıklı büyümesi için yönetim kurulunun sağlığından sorumlu olarak görev yapmıştır belki de.
BOL MAAŞ İÇİN DEĞER Mİ? Banker Kastelli mesela; eski DPT’de üst düzey görevlerde bulunan Yılmaz Karakoyunlu ’yu yönetimine almıştı. Kastelli’nin en yakın olduğu hocalardan biri Erdoğan Alkin ’di.
Öyle ki Prof. Alkin öğrencilerine seminer vermesi için Kastellli’yi üniversiteye davet etmişti. Erdoğan Alkin, aynı zamanda müteveffa Transtürk Holding’in de yönetim kurulundaydı. Verdiği bilgiler pek bir işe yaramamış belli ki.
Fon vurguncusu Tera Holdin’de oğulları Kerem ve Emre Alkin ’in durumları da babalarından farklı değil. Tera Fon’un batacağını önceden gören iki isimden boşalan yere bol sıfırlı maaş uğruna atlayıvermişler hemen.
Şimdi tutuklular. YA BÜROKRATLAR? SPK Başkanlığı yapan Doğan Cansızlar kurumdan ayrıldıktan sonra borsaya açık CLK Holding’in yönetim kurulunda görev aldı. CLK Holding borsaya kote olduktan sonra batan nadir şirketlerden.
Foncu Tera Holding’de İstanbul’un eski defterdarı Kadir Boy ’u görüyoruz. 2531 sayılı kanunun 2. maddesine göre, kamu görevinden ayrılanlar ayrıldıkları tarihten önceki 2 yıl içinde görev yaptıkları kurumlara karşı o kurum ve kuruluştaki görev ve ve faaliyet alanlarıyla ilgili konularda doğrudan veya dolaylı olarak görev ve iş alamazlar hükmü ortadan kalktı mı?
Yasadaki yaptırımlar bir yana ballı maaş uğruna yaptıkları etik mi? Bir maaş için isimlerini kirletmeye, hapis yatmaya değer mi?
Yorum Yap
Bu haber için henüz onaylanmış yorum yok.