Felsefe ve insan hakları alanlarına yaptığı katkılarla tanınan Türkiye Felsefe Kurumu Başkanı, Dünya Felsefe Kuruluşları Federasyonu Onursal Başkanı, Maltepe Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İoanna Kuçuradi, bugün Maltepe Üniversitesi’nde düzenlenecek tören sonrasında Şişli Rum Ortodoks Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Filozof İoanna Kuçuradi’nin bugün hem doğum hem de sonsuzluğa uğurlanacağı gün. Onunla sayısız kez bir araya geldiğim, röportajlar yaptığım, sohbetler ettiğim için kendimi çok şanslı buluyorum. Kendisinden öğrendiklerim, bu çok büyük kayıp karşısındaki tek tesellimdir.

Covid salgınının ikinci yılında, o sıralarda hızla yayılan “zoom buluşması”nda “hayat” üzerine yaptığımız söyleşide, Kuçuradi’nin aklımda kalan cümlelerinden biri “Mutluluk duyulan bir şeydir, olumsuzluklar içinde de mutlu olunabilir” olmuştu. İoanna Kuçuradi, editörlüğünü yaptığı “Ölüm cezası: Adalet mi, İntikam” adlı kitabı hazırlama nedenini o görüşmemizde şöyle anlatmış:

“Benim işlerimden biri, insanları düşündürmek, yani insanların düşünmeleri için onlara malzeme sağlamaktır. Yaşama hakkının apaçık bir ihlali olan ölüm cezası üzerine insanlar düşünebilsin diye hazırladım bu kitabı. Dikkatini çekmek istediğim nokta, ölüm cezasını istemenin veya karşı çıkmanın suç işlemiş olan insandan çok her birimizin kendisiyle ilişkisinde bir sorun olduğudur. İnsan haklarının yalnızca muamele görme talepleri olarak değil aynı zamanda muamele etme talepleri olduğu kaçınılmaz görünüyor. ‘Ben öldürmem’ diyebiliyor muyuz?”

İoanna Kuçuradi’nin, bu yılın başında yaptığım son söyleşide “Yapay zekâdan korkmalı mıyız” sorusuna verdiği yanıt da şöyle:

“Yapay zekâdan değil de kendimizden korkmalıyız. Teknolojik gelişmeler, başka birçok şey gibi etik değer korumak için de değer harcamak için de kullanılabiliyor. Teknolojik gelişmelerin bizi nereye götüreceği yine bize bağlı. Teknolojik gelişme sarhoşluğundan kurtulmamızın yararlı olacağını düşünüyorum. Başka bir deyişle araçları amaç haline getirmemek gerekir.”

Editörlüğünü Betül Çotuksöken, Gülriz Uygur ve Hülya Şimga’nın yaptığı “İoanna Kuçuradi Çağın Olayları Arasında” başlıklı kitapta Kuçuradi’nin yaşamı ve yapıtları ile ilgili şu bilgiler veriliyor:

“4 Ekim 1936’da İstanbul’da doğdu. 1954’te Zapyon Kız Lisesi’ni, 1959’da İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. 1965’te doktora derecesini aldı. 1965-1968 yılları arasında Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde görev yaptı. 1970’te doçent, 1978’de profesör oldu.

1969’da Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü kurdu ve 2003 yılında emekli oluncaya kadar bölümün başkanlığını yaptı. 1997-2005 yılları arasında aynı üniversitenin İnsan Hakları ve Felsefesi Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin müdürü olarak ve 1998 yılından itibaren de merkezin bünyesinde kurulan UNESCO Kürsüsü’nün başkanı olarak görev yaptı.

1974’te kurulan Türkiye Felsefe Kurumu’nun başkanı olan Kuçuradi, 1988-1998 yılları arasında Uluslararası Felsefe Kuruluşları Federasyonu’nun genel sekreterliğini, 1998-2003 yılları arasında da başkanlığını üstlendi.

2006 yılında Maltepe Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü geçen Kuçuradi, aynı yıldan itibaren üniversitenin İnsan Hakları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin müdürü olarak çalışmaya başladı.” Maltepe Üniversitesi Felsefe Bölümü ile İnsan Hakları Anabilim Dalı’nda uzun yıllardır ders veren, çok sayıda tez ve projeye danışmanlık yapan Kuçuradi’nin editörlüğünü yaptığı kitapları, çevirilerini, makalelerini, bildirilerini, raporlarını yazmaya kalksak gazete sayfaları yetmez. Yazdığı kitaplar ise şunlar:

- Max Scheler ve Nietzche’de Trafik

- İnsan Hakları: Kavramları ve Sorunları

- Adaletin Gerektirdiği Hukuk 

Bergen Coşkun “İoanna Kuçuradi: çağın olayları arasında” adlı kitapta Kuçuradi’yi şöyle anlatıyor: “Perdenin Arkası, İoanna Hoca’nın yıllar önce yazdığı şiir kitabının adı. Bu kitabı hiç edinemedim ve onun perdenin arkası derken neyi kast ettiğini de öğrenemedim. Ama bu ad bana ‘Şu andaki durumuyla dünyamız, biz insanların yarattığı dünyadır. Başka türlü de olabilir’ diyerek bu ‘başka türlü’ olabilecek olan dünyanın yaratılması için uğraşan, perdenin arkasındakini görebilen insanları anımsatıyor. Dünyayı başka türlü de yaratabilmek için onunla aramızdaki perdeyi aralamamız gerektiğini söyleyen ve bunun için uğraşan insanları.”

Türkiye Felsefe Kurumu Çocuklar için Felsefe Birimi Başkanı Nuran Direk, İoanna Kuçuradi’nin özel ve mesleki yaşamına kattıklarını şöyle anlatıyor:

“1992 senesinde Balkan ülkeleri konferansında dinlediğim çocuklar için felsefe bildirisine ilgimi hoca fark etti ve bu alanda çalışmamı istedi. Sonrasında hocamın büyük katkısıyla, felsefe öğretmenlerinin desteğiyle bu alanda çok çalıştık.

Hoca ahlaki doğruluğun ölçüsü gibiydi. Felsefeyi yazan değil aynı zamanda yaşayan bir insandı. Sadece sözleriyle değil davranışlarıyla çok öğreticiydi.

Hocayı 1960 senesinden beri tanıyorum, 1992’den sonra da birlikte çalıştık. Hangi duygu bende daha çok ayıramıyorum. Saygı mı, sevgi mi?

Ondan en çok etkilendiğim konulardan biri de yazınsal metinlerle felsefe arasındaki bağı kurmasıdır. İnsan düşünmekten önce duyar. Sanata Felsefeyle Bakmak benim için temel bir kitaptır bu yüzden.

Adalet konusunu işlediğim zaman birçok edebi eserden alıntı alırım. 2003’te yapılan felsefe kongresinde hoca gençlere yer açtı, seminer çalışmalarına onları da dahil etti. Ondan sonraki kongrelerde çocuklar ve gençler de yer almaya başladı.”