KUZEY Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) Girne kenti açıklarında 30 Ağustos'ta meydana gelen 27 kişinin yaşamını yitirdiği, 3 yaşındaki Anni Asel Hilaloğlu'nun ise halen kayıp olduğu gemi kazasında yakınlarını kaybedenler, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunup, faciada sorumluluğu bulunanların tespit edilmesini istedi.
Girne'deki gemi kazasında yakınlarını kaybedenler ile avukatları, Mersin'de Özgür Çocuk Parkı'nda bir araya gelerek, facianın tüm sorumlularının ortaya çıkarılması çağrısı yaptı. Aileler adına açıklama yapan Avukat Berkan Aydoğan, yakınlarını kaybeden aileler ve kazazedelerin vekilleri olarak bugün Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, "Başvurumuzun amacı, yalnızca geminin son dakikalarında yaşananları değil, geminin o sefere çıkarılmasına kadar uzanan bütün karar ve sorumluluk sürecini ortaya çıkarmaktır. Başvurumuzda Türkiye'de soruşturma yürütülmesinin koşulları ile yer yönünden yetkinin ayrı ayrı değerlendirilmesini istedik. Türkiye'de gerçekleşmiş olabilecek eylem ve ihmallerin yerinin, şüphelilerin Türkiye'deki yakalanma, yerleşim ve adres durumlarının araştırılmasını talep ettik. Amacımız, yetki konusunda peşinen hüküm vermek değildir. Amacımız, bu değerlendirme yapılırken delillerin kaybolmaması ve Türkiye'deki sorumluluk bağlantılarının araştırılmadan bırakılmamasıdır" dedi.
KKTC'de yürütülen adli süreci takip ettiklerini vurgulayan Aydoğan, "Bu süreci yok saymıyoruz. Türkiye ve KKTC makamları arasında etkili adli iş birliği kurulmasını, mevcut dosyaların kişi ve fiil kapsamının belirlenmesini istiyoruz. Ancak bir yerde soruşturma yürütülüyor olması, başka kişilerin farklı kararlarının ve ihmallerinin araştırılmamasına gerekçe yapılmamalıdır. Talebimiz, sorumluluğun yalnızca kaptan ve mürettebatla sınırlandırılmamasıdır. Karar gemide alınmışsa gemide, şirket merkezinde alınmışsa şirket merkezinde, bakım veya denetim sürecinde alınmışsa o süreçte araştırılmalıdır. Bir geminin neden battığını öğrenmek zorundayız. Ancak yalnızca son dakikalarda ne olduğunu değil, o son dakikalara nasıl gelindiğini de öğrenmek zorundayız. Bu nedenle şu soruların belgelerle ve uzman incelemeleriyle cevaplandırılmasını istiyoruz. Geminin sefer öncesindeki teknik durumu neydi? Bakım, onarım ve denetimleri ne zaman, kimler tarafından, hangi bulgularla yapıldı? Önceden bildirilmiş bir arıza, su alma sorunu veya güvenliği etkileyen başka bir durum var mıydı? Böyle bir bildirim varsa kimlere ulaştı ve bunun üzerine hangi işlemler yapıldı? Türkiye ve KKTC'deki şirketler arasında bakım, teknik yönetim, acentelik ve sefer organizasyonu bakımından nasıl bir görev paylaşımı vardı? Sefer kararı hangi bilgiler üzerine ve kimlerin yetkisiyle verildi? Acil durum ve tahliye imkanları yeterli miydi, olay sırasında nasıl kullanıldı? Tespit edilecek eksikliklerin batmaya, tahliyeye ve can kayıplarına etkisi ne oldu? Bunlar, peşinen suçluluk ilan etmek için değil, maddi gerçeğe ulaşmak için sorduğumuz sorulardır. Bu amaçla şirketlerin olay tarihindeki sicil ve temsil kayıtlarının, bakım ve onarım belgelerinin, teknik raporların, denetim kayıtlarının, şirket yazışmalarının, sefer ve haberleşme verilerinin gecikmeden korunmasını ve incelenmesini talep ediyoruz" diye konuştu.
Avukat Yusuf Gümüş ise kazada ölenlerin çoğunun Türk vatandaşı olduğunu dile getirerek suç duyurusu gerekçelerini şöyle açıkladı:
"Kayıp yakınlarının Kıbrıs'ta etkin bir soruşturma yapılmayacağına dair endişeleri var. Suç duyurusunun Mersin'de yapılması haklı bir taleptir. Kazaya ilişkin eldeki bulgular, görgü tanıkları, görüntü kayıtları çok ciddi ihmal ve kusurlara işaret ediyor. Bunların tamamını sayın savcılık makamına sunacağız. Olumsuz hava koşullarına rağmen geminin sefere çıkarıldığı gibi iddialar var. Bunlar son derece vahim iddialar ve muhakkak ki etkin bir soruşturmayla açıklığa çıkarılması gerekiyor. Burada hiçbir tazminat, hiçbir ceza, kaybedilen bir evladı, anneyi, babayı veya kardeşi geri getirmez. Ancak ailelerin sevdiklerini neden kaybettiklerini öğrenmeye ve sorumluların adalet önüne çıkarılmasını talep etmeye ve hesap verdiğini görmeye sonuna kadar hakları vardır."
Hayatını kaybeden Özgür Gönül'ün babası Gökmen Gönül, "Özgür Gönül'ün babası olarak o mezarda fethi kabir istedik. Yani oğlumun kendi mezarında olmadığını düşünüyorum. Bununla ilgili çalışmalar başlatıldı. Yani kişileri orada karıştırdıklarını düşünüyoruz. Bununla ilgili de Adalet Bakanlığı'na başvuruda bulunduk. Yani henüz çocuğumuz bile mezara koyamadık. Biz bu adaletin Türkiye'de devam etmesini istiyoruz."
Gemi kazasından beri kayıp olan 3 yaşındaki Asel'in babası Salim Hilaloğlu da kızının 66 gündür mezarının açık olduğunu belirterek, "Annesinin yanına defnedilmeyi bekliyor. Artık bulunacağı mümkün olmadığı söyleniyor. Yani bir babanın duyması gereken herhalde en son söz budur. 66 gündür kızım yok. 3 yaşında ve masum. Küçücük bir kız çocuğu. Her gün belki binlerce mesaj alıyorum. 'Bulunsun o kız çocuğu, yazık o melek bulunsun' diyorlar. Denizin dibinde mi hala benim kızım? Yoksa bir sahile mi vuracak? Ne olacak yani? Ben ne yapacağım" diye konuştu.

İstanbul'da iki metrobüs çarpıştı! Yaralılar var
Deniz Baysal'ın oynadığı reklam filminde 'sütyen' krizi
Bursa'da otoyolda ikinci çarpma can aldı: Mecit Can hayatını kaybetti, 9 yaralı
Yorum Yap
Bu haber için henüz onaylanmış yorum yok.