Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) eğitim öğretim yılı sürerken Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğünde (YEĞİTEK) görevli öğretmenlerin görevlerini sonlandırdı. Yalnızca Ankara’da 219 öğretmenin görevlendirmesine son verildiğini duyuran Eğitim-Sen Ankara 1 Nolu Şubesi duruma tepki gösterdi. Uygulamayı "eğitim yönetimindeki plansızlığın, öngörüsüzlüğün ve 'Ben yaptım oldu' anlayışının yeni bir örneği" olarak değerlendiren sendika şubesi konuya ilişkin yaptığı açıklamada söz konusu öğretmenlerin görevlendirmelerinin valilik onayıyla yapıldığını ve kendi branşlarında ders bulunması durumunda en az maaş karşılığı ders yüklerini yerine getirmeleri ve görevlendirmeleri nedeniyle yeni öğretmen ihtiyacı oluşturmamaları koşulu arandığını anımsattı.
Bu nedenle bu görevlendirmelerin; okulların mevcut insan kaynağını değerlendiren ve eğitim öğretim faaliyetlerini aksatmadan teknolojik ihtiyaçların karşılanmasını amaçlayan bir uygulama olduğunu söyleyen sendika şubesi açıklamasında, "Bu değişiklikler yalnızca görevlendirilen öğretmenleri değil, okul yöneticilerini, diğer öğretmenleri ve öğrencileri de etkileyebilecek niteliktedir. Buradan Millî Eğitim Bakanlığına soruyoruz: Eğitim öğretim yılı başında ihtiyaç olarak belirlenen bir görev, dönem ortasında hangi gerekçeyle ortadan kaldırılmaktadır? Dönem başında yapılan ders ve görev planlamaları neden yeniden değiştirilmek zorunda bırakılmaktadır? Okulların işleyişinde ortaya çıkabilecek aksaklıkların sorumluluğunu kim üstlenecektir?" sorularına yanıt aradı.
Bu kararın en önemli boyutlarından birinin kamu kaynaklarının kullanımı olduğunu belirten sendika şubesi, "Devlet, YEĞİTEK okul sorumlusu olarak görevlendireceği öğretmenleri yaklaşık bir aylık eğitim sürecinden geçirmiştir. Bu eğitimler için kamu kaynakları kullanılmış, öğretmenlerin zamanı ve emeği ayrılmış, mesleki yeterlilik kazanmaları sağlanmıştır.
Soruyoruz: Öğretmenlerin yetiştirilmesi için harcanan kamu kaynaklarının karşılığı ne olacaktır? Bir aylık eğitim sürecinin toplam maliyeti ne kadardır? Eğitim alarak yeterlilik kazanan öğretmenlerin bu bilgi ve deneyimlerinden neden yararlanılmamaktadır? Dönem başında gerekli görülen bir hizmetin dönem ortasında sonlandırılmasını haklı kılan bilimsel, idari ve ekonomik gerekçeler nelerdir? Kamu kaynakları, yöneticilerin diledikleri gibi kullanabilecekleri kaynaklar değildir. Bu kaynaklar halkın vergileriyle oluşturulmaktadır ve halka karşı sorumluluk içerisinde kullanılmalıdır.Devletin görevi, kamu kaynaklarını yalnızca harcamak değil, yapılan harcamaların kalıcı toplumsal yarar üretmesini sağlamaktır" ifadelerini kullandı.
YEĞİTEK okul sorumlularının etkileşimli tahtaların çalışır durumda tutulması, EBA ve ÖBA gibi dijital eğitim platformlarının kullanımının yaygınlaştırılması, Pardus işletim sisteminin kullanımı, okul internet sitelerinin güncellenmesi, donanımsal arızaların takibi ve öğretmenlere teknik rehberlik sağlanması gibi önemli görevler üstlendiğinin vurgulandığı açıklamada, "Bu öğretmenlerin görevlendirmelerinin sonlandırılmasıyla birlikte, teknolojik sorunların çözümünde gecikmeler yaşanması ve dışarıdan teknik hizmet ihtiyacının artması riski ortaya çıkmaktadır.Bir taraftan eğitimde dijitalleşmeyi temel hedef olarak açıklayan, diğer taraftan bu teknolojilerin etkin kullanımına destek veren öğretmenlerin görevlerini sonlandıran bir yönetim anlayışı ciddi bir çelişki içerisindedir" denildi.
"Okullardaki teknolojik sorunların çözümü özel şirketlere bırakılarak yeni bir harcama kapısı mı açılmaktadır?" sorusunu soran sendika kamunun kendi yetişmiş insan gücü dururken aynı hizmetlerin şirketlerden satın alınması durumunda ekonomik ve toplumsal gerekçelerin açıkça ortaya konulması talebinde bulundu. Şube bu noktaya ilişkin ise "Şirketlerin ticari çıkarları ile toplumun eğitim hakkı arasında bir tercih söz konusu olduğunda esas alınması gereken ölçüt kamu yararıdır" değerlendirmesini yaptı.
Görevlendirmeleri sonlandırılan öğretmenlerin önemli bir bölümünün norm fazlası olmasının ayrıca değerlendirilmesini gerektiğini savunan sendika şubesi MEB'e "YEĞİTEK okul sorumluluğu görevlendirmeleri sonlandırılan öğretmen sayısı kaçtır? Bu öğretmenlerin yetiştirilmesi amacıyla düzenlenen eğitimlerin toplam maliyeti ne kadardır? Eğitim öğretim yılı başında gerekli görülen görevlendirmeler neden dönem ortasında sonlandırılmıştır? Kararın okullardaki ders dağılımlarına ve görev planlamalarına etkileri değerlendirilmiş midir?
Öğretmenlerin yürüttüğü teknolojik destek hizmetleri bundan sonra kimler tarafından karşılanacaktır? Bu hizmetlerin özel şirketlerden satın alınmasına yönelik mevcut veya planlanan sözleşmeler var mıdır? Varsa bu sözleşmeler hangi şirketlerle, hangi kapsamda ve hangi bedeller üzerinden yapılmıştır? Dışarıdan hizmet alımı ile mevcut görevlendirmelerin sürdürülmesinin toplam maliyetleri karşılaştırılmış mıdır? Kararın kamu zararına yol açıp açmayacağı konusunda bir değerlendirme yapılmış mıdır? Okulların teknolojik altyapısının korunması ve eğitim öğretim faaliyetlerinin kesintisiz sürdürülmesi için hangi önlemler alınmıştır?" sorularını yöneltti.
Konuya ilişkin sendika şubesinden şu talepler dile getirildi: “YEĞİTEK okul sorumlularının dönem ortasında sonlandırılan görevlendirmeleri yeniden değerlendirilmeli, eğitim hizmetlerinin sürekliliği sağlanmalıdır. Kararın idari, eğitsel ve ekonomik gerekçeleri kamuoyuna açıklanmalıdır. Öğretmenlerin yetiştirilmesine ayrılan kamu kaynaklarının miktarı ve bu kaynakların kullanım sonuçları ortaya konulmalıdır. Kararın yol açabileceği kamu zararı, hizmet aksaması ve ek bakım onarım giderleri araştırılmalıdır.
Okulların ders dağılımlarını ve eğitim öğretim planlamalarını olumsuz etkileyecek uygulamalardan vazgeçilmelidir. Her okulun eğitim teknolojileri alanındaki ihtiyaçları belirlenerek yeterli sayıda nitelikli kamu personeli görevlendirilmelidir. Norm fazlası öğretmenlerin mesleki birikimlerinden yararlanılmasını sağlayan güvenceli ve planlı istihdam politikaları geliştirilmelidir. Eğitim teknolojileri alanındaki hizmetler gereksiz biçimde piyasaya bağımlı hâle getirilmemeli, kamunun kendi kurumsal kapasitesi güçlendirilmelidir. Eğitim emekçilerinin çalışma koşullarını etkileyen kararlar, sendikaların ve eğitim bileşenlerinin katılımıyla alınmalıdır. Eğitim bütçesinin kullanımı şeffaf, denetlenebilir ve hesap verebilir olmalıdır.”
Şube açıklamasını şu ifadelerle sonlandırdı: “Sorun, eğitim sisteminin plansız ve öngörüsüz kararlarla yönetilmesidir. Sorun, öğretmenlerin emeğinin ve mesleki birikiminin yeterince değerlendirilmemesidir. Sorun, halkın vergileriyle oluşturulan kamu kaynaklarının kullanımında toplumsal yararın ve hesap verebilirliğin ne ölçüde gözetildiğidir. Sorun, kamusal eğitimin ihtiyaçlarının bütünlüklü bir planlama yerine günübirlik kararlarla karşılanmaya çalışılmasıdır. Sorun, kamunun kendi yetişmiş insan gücünün değerlendirilmesi yerine eğitim hizmetlerinin dışarıdan satın alınmasına bağımlılığın artması ihtimalidir.
Önce öğretmenleri yetiştirmek için kamu kaynakları harcamak, sonra bu öğretmenleri görevlendirmek, ardından eğitim öğretim yılının ortasında bütün bu süreçleri yok saymak kabul edilemez! Devletin görevi, eğitim emekçilerinin bilgi ve birikimini yok saymak değil, bu birikimi toplum yararına değerlendirmektir. Devletin görevi, kamusal yatırımları işlevsizleştirmek değil, onları korumak ve geliştirmektir. Devletin görevi, okulları kendi sorunlarıyla baş başa bırakmak değil, her okulda eşit, nitelikli ve parasız kamusal eğitim koşullarını sağlamaktır. Devletin görevi, eğitim bütçesini şirketlerin ticari çıkarlarına göre değil, halkın eğitim hakkını güvence altına alacak biçimde kullanmaktır. Bu tablo, eğitim yönetimindeki ciddi plansızlığı ve yönetim beceriksizliğini bir kez daha gözler önüne sermektedir.” ANKARA/Cumhuriyet

İmbat Madencilik işçileri TKİ önünde eyleme başladı: 'Haklarımızı buradan alacağız'
Cumhuriyet Silivri'den aktarıyor... İBB davasında 105. gün: Fon soruşturması gündeme geldi
Okullardaki rehberlik biriminin güçlendirilmesine dikkat çekildi
Yorum Yap
Bu haber için henüz onaylanmış yorum yok.