Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, Silivri'deki Marmara Cezaevi'nden yeni bir mektup yazdı.

Sözcü yazarı Necati Doğru, bugün yayımlanan köşe yazısında İmamoğlu'nun basın danışmanı aracılığıyla kendisine ulaştırdığı mektubu paylaştı.

İmamoğlu, mektubunda Türkiye'nin Cumhuriyet tarihinin en ağır krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğunu belirterek fon vurgununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

İBB'ye yönelik soruşturma ve yargılama süreçleriyle fon vurgunu arasında bağlantı bulunduğunu ileri süren İmamoğlu, söz konusu ilişkilerin araştırılması gerektiğini belirtti.

İmamoğlu, mektubunda İBB iddianamesinden dört örnek göstererek hakkındaki suçlamalarda kullanılan ifadeler ile fon soruşturmasında ortaya çıkan ilişkiler arasında bağlantı kurdu.

İddianamenin 1, 730, 3290 ve 32'nci sayfalarına atıfta bulunan İmamoğlu, cumhurbaşkanlığı adaylığı için fon oluşturulması, yolsuzluk fonu ve "sistem" gibi ifadelerin suçlamalarda yer aldığını hatırlattı.

İmamoğlu, bu ifadelerin iddianamede kullanılmasının rastlantı olmadığını savunarak İBB'ye yönelik suçlamaları hazırlayan siyasi ve bürokratik anlayışın fon vurgunuyla ilişkili olduğunu ileri sürdü.

İmamoğlu'nun mektubunun tamamı şöyle: 

“...(!) Türkiye Cumhuriyeti, 103 yıllık tarihinin en ağır risklerini bir arada yaşıyor. Cumhuriyet, adalet ve demokrasi sütunları art arda büyük hasar aldı. Devletin bütün kurumları, eşi görülmemiş bir yozlaşmanın içine düşürüldüler. Şimdi ise ‘Cumhuriyet tarihinin en büyük dolandırıcılığıyla’ karşı karşıyayız.

Bu vahim tablo kendiliğinden ortaya çıkmadı. Benim ve yol arkadaşlarımın yaşadığı tarifsiz hukuksuzlukları tasarlayanlar, ‘asrın soygunu, fon vurgunundan’ ayrı tutulamaz. İBB iddianamesinden sadece 4 örnek cümleyi sizinle paylaşmak istiyorum:

‘... Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde örgüt liderinin aday gösterilmesi için FON oluşturulması...’

‘... Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kurulan yolsuzluk FONU, ‘SİSTEM’ adlı yapıya aktarılmıştır.’

‘... SİSTEM olarak adlandırılan cumhurbaşkanlığı adaylığı için kurulan FONA...’

‘...Seçimi kazanmamız için en az 2 milyar dolar paraya ihtiyacımız var...’

Bu kavramların iddianamede (aslında iftira name) yer alması rastlantı değil. Kişi! Kendinden bilir işi! İftira nameyi yazan ya da yazdıran zihniyet, bu kavramlarla iç içe yaşayanlardır. O zihniyet ‘asrın soygunu, fon vurgununun’ içindedir, hatta tam göbeğindedir.

Fon vurgununa karışanların listesi neden açıklanmıyor?

Çünkü o listeden çıkacak isimlerin sarsmayacağı makam, koltuk, alt üst etmeyeceği eş, dost ve akraba ilişkisi yoktur. Bu liste turpun büyüğünün değil, büyük turpların listesidir! Dört yıl boyunca ince ince planladılar, son iki yılda fon vurgununu zirveye taşıdılar.

İstanbul’un kupon arazilerini adım adım takip edenlerin, parsel numaralarını ezbere bilenlerin yıllardır süren bu ‘asrın soygunundan’ habersiz olduğuna kim inanır?

‘Liste neden açıklanmıyor?’ sorusunu herkes soruyor. Ama ses yok.

Çünkü herkes herkesle ortak: Siyaset - bürokrasi - foncular ORTAK! Bu yüzden açıklanmıyor.

Sözcü yazarı Necati Doğru ise İmamoğlu'nun mektubunun ardından kaleme aldığı değerlendirmede, fon soruşturması kapsamında tutuklanan eski Bakan Fatma Betül Sayan Kaya'ya seslendi.

Doğru, Sayan Kaya'nın fon sisteminin nasıl kurulduğunu açıklaması durumunda mektubunu köşesinde yayımlayacağını ifade etti.