Senegal'in başkenti Dakar'da açılan "Humans in Transit" (geçiş halindeki insanlar) sergisi, göç yollarındaki sığınmacıların yaşadığı insan hakları ihlalleri ve hayatta kalma mücadelelerini gözler önüne seriyor.

Dakar'daki bir galeride Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) tarafından açılan sergi, MSF ekiplerinin son 10 yılda Libya'daki gözaltı merkezleri ve Akdeniz'deki arama-kurtarma gemilerinden topladığı yüzlerce tanıklık arasından derlenen 400 sığınmacının gerçek hikayelerine odaklanıyor.

Güvenlik gerekçesiyle kimlik bilgileri gizli tutulan bireylerin yaşadıklarını görünür kılmayı amaçlayan sergide, sığınmacıların notları, bizzat göç ve iltica tecrübesine sahip sanatçılar tarafından resmedildi, bazı tanıklıklar ise kısa filmler ve video anlatılarıyla ziyaretçilere aktarıldı.

Afganistan, Suriye, Sierra Leone ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti kökenli sanatçıların katkısıyla hazırlanan sergi, kaçakçıların elinde yaşanan istismar ve Akdeniz'deki ölümcül geçiş süreçlerini ilk ağızdan aktarıyor.

"Beni buradan çıkarabilir misiniz?"

Sergideki portrelerin altında yer alan tanıklıklar, göç rotalarında karşılaşılan insan hakları ihlallerini ve dramatik tabloları gözler önüne seriyor.

Aralık 2016'da Libya'daki bir gözaltı merkezinde kayda geçen tanıklıkta, ailesi tarafından gönderilen ve 8 ay süren yolculuğun ardından 3 aydır merkezde tutulduğunu anlatan 11 yaşındaki Senegalli bir erkek çocuğu, "Ailemi çok özledim. Yapayalnızım. Buradan gerçekten çıkmak istiyorum. Beni buradan çıkarabilir misiniz?" sözleriyle yardım çağrısında bulunuyor.

Ekim 2016'da Akdeniz'deki kurtarma gemisinde hikayesini paylaşan 25 yaşındaki Eritreli bir genç, varlıklı bir aileden gelmesine rağmen Yemen'deki çatışmalardan kaçtığını, Sudan üzerinden Libya'ya ulaşmak için 6 bin dolar ödediğini aktarıyor.

Libya'da 5 ay boyunca darp ve kötü muameleye maruz kaldığını belirten genç, eğitimini tamamlamak ve barış içinde bir yaşam sürmek istediğini kaydediyor.

28 yaşındaki Nijeryalı bir kadının kurtarma gemisinde aktardığı tanıklık ise Libya'daki insan kaçakçılığı şebekelerinin boyutunu ortaya koyuyor.

Tıp eğitimi hayaliyle çıktığı yolda iş vaadiyle kandırılarak fuhşa zorlandığını, şiddet ve istismara maruz kaldığını dile getiren sığınmacının, "Artık evlenme, yuva kurma hayalim yok. Burada başıma gelmeyen kalmadı. O kadar çok dayak yedim ve kötü muamele gördüm ki 2 ay hastanede yattım ve sonunda Akdeniz üzerinden Avrupa'ya giden teknelerden birine binmeyi başardım." ifadeleri de dikkat çekiyor.

Sığınmacıları istatistiksel veri olmaktan çıkararak onların hikayelerini de anlatma amacı taşıyan sergi, yarına kadar gezilebilecek.