Anayasa Mahkemesi (AYM), dün Resmi Gazete’den dikkat çeken ihlal kararları verdi. Bu kapsamda yüksek mahkeme, S.D.’nin silahla yaralama olayına ilişkin etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğine karar verdi. 

S.D.; müzisyen olarak çalıştığı bir lokantada 2013’te H.C. ile lokanta sahibi Z.A. arasında çıkan silahlı çatışmayı engellemeye çalışırken ağız/yüz bölgesinden ateşli silahla ağır şekilde yaralandı. Çatışmada H.C. yaşamını yitirirken, Z.A. da yaralandı. Olaya ilişkin kamu davası açılırken, S.D.’nin yaralanması davaya eklenmedi ve takipsizlik kararı verildi. Bu aşamada kamera kayıtları ise incelenmedi. Ancak asıl ceza davasında ise S.D., kendisini yaralayan merminin Z.A.’nın silahından çıktığını iddia etmesi üzerine, Z.A. hakkında yaralamadan dava açıldı ve yargılama neticelendirildi. 

Yüksek mahkeme ise kararında; soruşturma makamlarının olayın hemen ardından kamera kayıtlarını derinlemesine incelemeyerek ciddi bir özen eksikliği gösterdiğini belirtti. Başvurucunun kendisini Z.A.’nın vurduğuna yönelik ifadelerine ve itirazlarına karşın, bu yöndeki kamu davasının ancak olaydan 11 yıl sonra açılması uygun hızla hareket edilmediğinin ve sürecin etkili yürütülmediğinin açık bir kanıtı olarak kabul etti. Bu nedenle yüksek mahkeme, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiği sonucuna vardı. Bu gerekçeyle yüksek mahkeme, ihlal kararı vererek, S.D.’ye 200 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Bu kararın yanı sıra AYM, diyetisyen Prof. Dr. Canan Karatay’a medyadaki aşı açıklamaları nedeniyle verilen bir aylık geçici meslekten men cezasını da karara bağladı. Yüksek mahkeme; bu cezanın ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar verdi. İstanbul Tabip Odası tarafından verilen ve Türk Tabipleri Birliği tarafından onanan cezaya karşı hukuk mücadelesi başlatan Karatay, yerel mahkeme ve Danıştay’dan ret yanıtı alınca yüksek mahkemeye bireysel başvuruda bulunmuştu. Karatay başvurusunda, bir bilim insanı olarak halkı bilgilendirdiğini ve cezalandırılamayacağını savundu. Haklı bulunan başvurunun ardından AYM, cezanın dayanağı olan yasa maddesinin belirli ve öngörülebilir bir çerçeve çizmediğini, keyfiliğe karşı güvence barındırmadığını belirterek ihlal kararı verdi. Dosya, yeniden yargılama yapılması amacıyla Ankara 14. İdare Mahkemesi’ne gönderildi.